26 Şubat 2012 Pazar

Çok kırıldığım anlar - 1

Hazır içimi dökmeye başlamışken, hayatımda yaşadığım travmatik olaylardan birini anlatmak isterim size. Geçenlerde Muhlise'nin teyzesi gelmişti bize. Açık konuşayım, ben şehirde doğmuş ve şehirde büyümüş bir kedi olarak misafiri falan pek sevmem. Ama bu Muhlise köyde doğmuş olmamasına rağmen, soyuna çekmiş işte pek bi köylülüğü tutuyo bazen. Hayır gelsinler bişey değil de, sonuçta kendimi evimde rahat hissetmek istiyorum. İnsanlar geldiğinde Muhlise'ye takaze edemiyorum. Yani ben, Muhlise'nin kucağında uyumayı severim. Gidip arada onu dürtüklemeyi, beni unuttuğu zamanlarda miyavlamayı ve kendimle ilgilendirmeyi falan.. Neyse, sorun sadece misafir sevmemem değil gelen misafirin de beni sevmemesi oluyo bazen, çok nadir olsa da.. Şimdi bu kadın, nerden aklına geldiyse benim cinsel hayatımı merak etti. Muhlise'ye soruyo: "Eee, bu mırnava gelince napıyosun?" diye.. Mırnav yani şekerim, ilk başta ben de anlamadım tabiki, bunların köyünde çiftleşme dönemine girmeye "mırnava gelmek" falan diyolarmış.. Ay ne banal.. Neyse, Muhlise de tabii cevap olarak o acı gerçeği söyledi teyzesine: "kısırlaştırdık biz onu, azmıyo yani.." Teyzesi de bana bakıp dalga geçmesin mi? "Muhlis, seni gören de bişey sanır, hiç de kalıbının adamı değilmişsin, demek şimdi senin kuş ötmüyo ha?".. Allahım yareppim.. Yani dua etsin ben barışçıl bir kediyim.. Tamam kısırlaştırıldığım için ben de üzülüyorum, ben de isterdim yılda birkaç kez de olsa deliler gibi bağırıp Muhlise'ye azdığımı haber verip, dişi kedilerle tutkulu anlar yaşamayı ama herşey bununla bitmiyo.. Yani benim takıldığım nokta orası değil.. Ne demek yani erkekliğimiz cinsel gücümüze mi endeksli! Bu yaklaşımı çok fallosentrik ve çok cinsiyetçi bulduğumu belirtmek istiyorum. Sevişemiyor olabilirim, ama benim de birkaç yakın dostun kedisiyle gönül maceralarım oldu yani bugüne kadar.. Gönül maceralarım da başka yazının konusu olsun o zaman..

1 yorum: