Bildiğim tek takipçimin sabırsızlanması üzerine, gönül maceralarımı anlatmanın zamanının geldiği kanaatine vardım.. Şimdi, sevgili günlük bildiğin gibi ben ev kedisiyim, üstelik de kısırlaştırımış bir ev kedisiyim. Şimdi sen bu durumda normal olarak ne beklersin? Bir mühendislik öğrencisi kadar bakir ve gönül meselelerinden habersiz ölüp gitmemi değil mi.. Evet zor ama imkansız değil.. Yani aslında böyle düşünmekte haksız sayılmazsın günlük çünkü sonuçta gönül işi mevzuları doğalında gelişen bişey olmaktan ziyade, ev arkadaşım Muhlise'nin beni diğer kedilerle karşılaştırma sıklığıyla alakalı bir durum oluyo.. Neyse, yine de buna da şükür..
İlk olarak size aklımı başımdan alan o sarışın güzeli anlatmak isterim.. Kendisi bir sokak kızıydı.. Bundan önce oturduğumuz evin camının önüne kedilerin yiyebileceği türden şeyler ve su koyuyordu Muhlise.. İşte ilk aşkım da o yiyecekleri yemeye gelip giderdi camın önüne. Gel zaman git zaman alıştı bizim camın önüne. Bizim Muhlise de, ona da mama alıp koymaya başladı. Muhlise de çok seviyordu onu, çok cilveli bir kadındı çünkü.. Görsen bana ne cilveler.. Upuzun bir cam vardı salonda birlikte, senkronize bir halde, bir o tarafa bir bu tarafa yürürdük onunla.. O sırtını kamburlaştırır, bana cilve yapardı. Ama aramızda cam vardı tabii ki. Yalnız, çalışma odasındaki cam sinek telli olduğu için, ben onun önünde otururken gelirse eğer o cama, ordan daha çok yaklaşabiliyorduk birbirimize. Bu arada atladığım bir şey var tabii ki.. O da onunla birlikte camımıza alışan hayvani ve bembeyaz Van kedisi.. Sokağa terkedilmiş bir bitirim.. Sanırım benim hatunla aralarında bişey vardı, çünkü birlikte geldikleri de oluyordu ve birbirlerine hiç carlamıyolardı.. Gel zaman git zaman bizim hatunun hamile olduğunu fark ettik, evet aralarında bişeyler geçmişti. Ama olsun benim için önemli olan bana nasıl davrnadığıydı ve bana hala ilk günkü kadar cilveli davranıyordu. Ve fakat bitirim beyaz aramızdaki bu ilişkiyi kıskanıyor, "o benim kadınım ulen" diyordu.. Ve sürekli camımıza işiyordu. Allah seni inandırsın 2-2,5 metre genişliğindeki cam, 25 cm falan uzunluğunda sidik izleriyle doluydu boydan boya. Pis maço nolucak.. Neyse, sonra biz taşınıcaz diye, Muhlise beni sevdiceğimden ayırmak istemediği için onu eve alıştırmaya çalıştı. Eve alışsa o da bizimle birlikte yaşamaya başlıycak hem de bizimle buraya taşıncaktı. Ama sevdiğim bana karşı ne kadar cilveliyse, Muhlise'den de o kadar kaçıyordu.. Ve sizin anlıycanız, o evden ayrılırken bir parçamı da orda bırakmak zorunda kaldım.. Ne derler bilirsiniz, ilk aşkın kördüğümü asla çözülmezmiş..
not: Muhlise onun fotoğraflarını çekmişti, bulabilirse yüklerim fotoğrafını sevgili günlük.. şimdilik öperim
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder